Loading...
tr usd
USD
-0.01%
Amerikan Doları
38,57 TRY
tr euro
EURO
0.01%
Euro
43,67 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
0.01%
Euro Amerikan Doları
1,13 TRY
tr btc
BTC
0%
Bitcoin
0,00 TRY
  1. Haberler
  2. Yaşam
  3. Kalabalıkların İçinde Birey Olmak: Şehir Hayatında Kendi Kurallarımızı Yazabilir miyiz?

Kalabalıkların İçinde Birey Olmak: Şehir Hayatında Kendi Kurallarımızı Yazabilir miyiz?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Pazartesi sabahının o tanıdık alarm sesiyle başlayan haftalık koşturmaca, cuma akşamının yorgunluğuna kadar hepimizi görünmez bir çarkın içine hapsediyor. Şehir hayatının o bitmek bilmeyen dinamizmi içinde sürekli bir yerlere yetişmeye, birilerine kendimizi ispat etmeye veya toplumsal beklentileri karşılamaya çalışıyoruz. Gittiğimiz mekanlar, giydiğimiz kıyafetler, hatta hafta sonu planlarımız bile çoğu zaman içinde yaşadığımız “lokal” kültürün, çevremizdeki insanların veya sosyal medyanın yönlendirmesiyle şekilleniyor. Peki, tüm bu yoğun akışın içinde durup kendimize hiç şu soruyu soruyor muyuz: Aldığım bu kararların ne kadarı gerçekten bana ait?

Toplum içinde yaşamak, kurallara uymak ve bir çevreye ait hissetmek insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Ancak bu aidiyet duygusu, kendi benliğimizi ve bireysel özgürlüğümüzü kalabalığın içinde eritme tehlikesini de beraberinde getirir. Dışarıdan gelen sesler o kadar gürültülüdür ki, kendi iç sesimizi duymakta zorlanırız. “Herkes böyle yapıyor”, “Toplum bunu bekliyor” veya “Sistemin kuralı bu” diyerek aldığımız her karar, aslında kendi irademizden verdiğimiz küçük birer tavizdir. Gerçek özgürlük, canımızın her istediğini anlık heveslerle yapmak veya kuralları tamamen yıkıp anarşik bir düzene geçmek değildir. Asıl mesele, o kuralların ortasında kendi karakterimizi koruyabilmektir.

Dış dünyanın, mahalle baskısının veya şehir hayatının dayatmalarına karşı insanın kendi merkezinde kalabilmesi, felsefe dünyasının da asırlardır tartıştığı en büyüleyici konulardan biridir. İnsanın doğuştan her şeye kadir bir özgürlüğünün olmadığını, ancak aklını kullanarak ve kendini geliştirerek kendi ahlaki yasalarını koyabileceğini savunan görüş, modern şehir insanı için muazzam bir çıkış yoludur. Kişinin çevresel faktörleri aklının süzgecinden geçirerek kendi eylemlerine kendisinin yön vermesi, felsefece.com’un çok güzel bir şekilde ele aldığı otodeterminizm ve insanın özgürlüğü ilişkisi üzerinden anlaşıldığında çok daha net bir anlam kazanır. Kendi ahlaki yasasını kendi koyan insan, kalabalıklar içinde savrulmaz; tam aksine o kalabalığın içinde kendi ayakları üzerinde duran sağlam bir çınara dönüşür.

Bugün şehrin o gürültülü sokaklarında yürürken, aslında hepimiz kendi içsel sınırlarımızı test ediyoruz. Dışarıdan gelen binlerce uyarıcıya rağmen, aklımızın ve vicdanımızın sesini dinleyerek hareket edebiliyorsak, işte o zaman gerçekten kendi hayatımızın direksiyonunda oturuyoruz demektir. Sorumluluğunu üstlendiğimiz her seçim, bizi toplumun sıradan bir kopyası olmaktan çıkarıp, kendi hikayesinin yazarı olan özgür bir birey haline getirir.

Haftanın yorgunluğunu atarken veya yeni bir haftaya başlarken sadece bedeninizi dinlendirmeyin; zihninizi de bu koşturmacanın dışına çıkarıp kendi kararlarınızı ne kadar özgürce aldığınızı bir düşünün. Çünkü şehir ne kadar kalabalık ve hayat ne kadar hızlı olursa olsun, içsel özgürlüğünüzü inşa etmek her zaman sizin ellerinizdedir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Kalabalıkların İçinde Birey Olmak: Şehir Hayatında Kendi Kurallarımızı Yazabilir miyiz?
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

localsweek.com ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!