Bir buluş için patent almak, o buluşun sonsuza kadar tartışmasız biçimde korunacağı anlamına gelmez. Tescil edilmiş bir patent, sonradan ortaya çıkan bilgiler ışığında aslında hiç verilmemesi gereken bir belge olarak değerlendirilebilir. İşte bu noktada patent hükümsüzlüğü devreye girer. Hem patent sahipleri hem de bir patent nedeniyle faaliyetleri kısıtlanan işletmeler için önem taşıyan bu dava türünü, dayandığı şartlar ve işleyişiyle birlikte ele alıyoruz.
Patent Hükümsüzlüğü Davası Nedir?
Patent hükümsüzlüğü davası, tescil edilmiş bir patentin kanunda sayılan nedenlerle geçersiz sayılmasını sağlamak amacıyla açılan davadır. Türkiye’de bu konu 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenir. Patent hükümsüzlüğü nedir sorusuna en kısa cevap şudur: mahkeme, patentin baştan itibaren korunmaya değer bir buluşa dayanmadığını ya da hukuka aykırı biçimde verildiğini tespit eder ve patenti ortadan kaldırır.
Hükümsüzlük kararının en dikkat çekici özelliği geçmişe etkili olmasıdır. Yani patent, karar tarihinden itibaren değil, hiç doğmamış gibi sonuç doğurur. Bununla birlikte kanun, karardan önce kesinleşmiş ve uygulanmış tecavüz kararları ile karardan önce yapılıp uygulanmış sözleşmeler bakımından bazı istisnalar öngörür; patent sahibinin kötü niyetli davranışı nedeniyle doğan tazminat talepleri ise saklıdır.
Hükümsüzlük, patentin sona ermesinden farklıdır. Koruma süresinin dolması, yıllık ücretlerin ödenmemesi ya da patent sahibinin hakkından vazgeçmesi hâlinde patent ileriye dönük olarak sona erer. Hükümsüzlükte ise patentin geçmişteki varlığı da silinir.
Patent Hükümsüzlüğü Davası Nasıl Açılır?
Dava, patentin hükümsüz kılınmasında menfaati bulunan kişiler tarafından açılabilir. Uygulamada davacı çoğunlukla, patent nedeniyle bir ürünü üretemeyen ya da kendisine karşı tecavüz iddiası yöneltilen rakip firmadır. Kanun ayrıca Cumhuriyet savcılarına ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına da dava açma imkânı tanır. Patent isteme hakkının gerçek sahibine ait olduğu iddiasına dayanan hükümsüzlük talebi ise yalnızca buluşu yapan kişi ya da onun halefleri tarafından ileri sürülebilir.
Süreç genel olarak şu adımlardan oluşur:
- Ön inceleme ve delil toplama: Patentin istemleri incelenir, hükümsüzlüğe dayanak olacak önceki tarihli yayınlar, patent belgeleri ve kullanım örnekleri derlenir. Bu aşamada bir patent vekilinden teknik destek almak davanın kaderini belirleyebilir.
- Davalının belirlenmesi: Dava, sicilde patent sahibi olarak görünen kişiye karşı açılır. Patent üzerinde sicile kayıtlı hak sahipleri varsa, davaya katılabilmeleri için kendilerine bildirim yapılır.
- Görevli mahkemeye başvuru: Görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde, bu sıfatla yetkilendirilmiş asliye hukuk mahkemesi davaya bakar.
- Bilirkişi incelemesi: Konu teknik olduğundan mahkeme neredeyse her dosyada alanında uzman bilirkişilerden rapor alır. Yenilik ve buluş basamağı tartışmaları büyük ölçüde bu raporlar üzerinden yürür.
- Karar ve sicile işleme: Hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde Türk Patent ve Marka Kurumu’na bildirilir ve patent sicilden silinir.
Önemli bir ayrıntı daha var: patentin verilmesine karşı Kurum nezdinde itiraz süreci devam ediyorsa ya da itiraz süresi henüz dolmamışsa, mahkeme bu süreç tamamlanmadan hükümsüzlük kararı veremez. Hükümsüzlük nedenleri patentin yalnızca bir bölümünü ilgilendiriyorsa, mahkeme o bölümle ilgili istemleri iptal ederek kısmi hükümsüzlüğe karar verebilir.
Hükümsüzlük davası, patentin koruma süresi boyunca ve hakkın sona ermesinden sonraki belirli bir süre içinde açılabilir. Süreler ve harçlar konusunda güncel mevzuata bakmak ya da bir avukata danışmak gerekir.
Patent Hükümsüzlüğünün Söz Konusu Olabilmesi İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?
Mahkeme bir patenti dilediği gerekçeyle iptal edemez; kanun hükümsüzlük nedenlerini sınırlı sayıda saymıştır. Bunlar şöyle özetlenebilir:
Patentlenebilirlik Şartlarının Bulunmaması
Bir buluşun patentle korunabilmesi için yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması gerekir. Başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde yazılı, sözlü ya da kullanım yoluyla kamuya açıklanmış bir bilgi, yeniliği ortadan kaldırır. Buluş, ilgili teknik alandaki bir uzmanın mevcut bilgilerden kolayca çıkarabileceği bir çözümse buluş basamağı yoktur. Ayrıca keşifler, bilimsel teoriler, matematik yöntemleri ve kanunun patent dışında bıraktığı diğer konular için verilen patentler de bu başlık altında hükümsüz kılınabilir.
Buluşun Yeterince Açıklanmamış Olması
Patent sistemi bir takasa dayanır: buluş sahibi teknik bilgiyi topluma açıklar, karşılığında belirli bir süre tekel hakkı elde eder. Tarifname, konunun uzmanı bir kişinin buluşu uygulayabilmesine yetecek açıklıkta ve bütünlükte yazılmamışsa bu takas gerçekleşmemiş sayılır ve patent hükümsüz kılınabilir.
Başvurunun İlk Hâlinin Kapsamının Aşılması
Başvuru sürecinde istemlerde değişiklik yapılabilir, ancak patent konusu başvurunun ilk hâlinde yer almayan unsurları içerecek biçimde genişletilemez. Bölünmüş başvurulardan doğan patentlerde de en önceki başvurunun kapsamı sınır oluşturur.
Patent İsteme Hakkının Bulunmaması
Patent isteme hakkı buluşu yapana ya da onun haleflerine aittir. Buluşu başkasından öğrenip kendi adına tescil ettiren kişinin patenti, gerçek hak sahibinin talebiyle hükümsüz kılınabilir. Çalışan buluşlarında ve ortak geliştirme projelerinde bu neden sıkça gündeme gelir.
Koruma Kapsamının Sonradan Genişletilmesi
Patent verildikten sonra yapılan değişikliklerle koruma kapsamının genişletilmiş olması da ayrı bir hükümsüzlük nedenidir.
Dava Açmadan Önce Nelere Dikkat Edilmeli?
Hükümsüzlük davaları teknik, uzun ve masraflı olabilir. Bu nedenle dava açmadan önce kapsamlı bir önceki teknik araştırması yaptırmak, elde edilen belgelerin tarihini ve içeriğini titizlikle doğrulamak gerekir. Tecavüz iddiasıyla karşı karşıya kalan firmalar çoğu zaman hükümsüzlük talebini karşı dava olarak ileri sürer. Fikrî hakların ticari hayattaki yansımaları için e-ticaret sitelerinde yer alması gereken sözleşmeler ve internetten satılması yasak olan ürünler başlıklı yazılarımız da yol gösterici olabilir.
Kısacası patent hükümsüzlüğü davası, hak etmediği hâlde tescil edilmiş patentlerin piyasada haksız bir tekel oluşturmasını önleyen bir denge mekanizmasıdır. Davanın başarısı, kanunda sayılan nedenlerden birinin somut delillerle ortaya konmasına bağlıdır. Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye değildir; somut bir uyuşmazlıkta patent vekili ve avukat desteği alınmalıdır.
Görsel: Joe Gratz / Wikimedia Commons (CC0)
